Kısa anlatım
Kurtuluş Savaşının en sıcak dönemlerinde Samsun limanından Ankara’ya doğru bir diplomatik heyet yolculuk yapmaktadır. İşgalci Avrupa devletleriyle savaş halindeki Ankara hükümetini resmen ilk tanıyan ve ilk uluslararası antlaşmayı imzalayan Sovyet Rusya’nın elçilik heyetidir bu heyet…
Heyetin başındaki Semyon İvanoviç Aralov’un Türk milli mücadelesine henüz tanık olmadan duyduğu hayranlık Ankara’da iyice artacaktı. Başta Mustafa Kemal olmak üzere Kurtuluş Savaşı’nın ve Büyük Millet Meclisi’nin kadrolarıyla tanışması, halkla temasları ve Başkomutan’la cephe gerisinde yaptığı yolculuklar sırasında adeta tarihe tanıklık ettiğini hissetmiştir.
Cumhuriyet’in ilanından önce ayrıldığı Türkiye’yi hep takip etmiş, Lozan’da iki ülkeyi de memnun etmeyen Boğazlar Sorunu’nun Montrö’de çözümünü sevinçle karşılamıştır…
Kitaptan alıntılar
… Lenin, sözlerine devam ederek, “Çarlık Rusyası yüzyıllar boyunca Türkiye ile savaşmıştır. Bu elbette halkın belleğinde derin izler bırakmıştır. Türk halkının içinde Rusya’nın Türkiye’nin amansız düşmanı olduğuna ilişkin propaganda yapılmıştır. Bütün bunlar Türk köylüsünde, küçük ve orta mal sahiplerinde, tüccarlarda, aydınlarda ve idareci çevrelerde Ruslara karşı dostça olmayan duygular ve güvensizlik oluşturmuştur…”
Lenin hükümet başkanıdır. Ankara’ya büyükelçi olarak Semyon İvanoviç Aralov’u seçmiştir. Dışişleri Halk Komiseri Georgi Vasilyeviç Çiçerin’e “Aralov Ankara’ya gitmeden önce kendisiyle görüşmek istediği” talimatını verir. Çiçerin de Aralov’u yanına alarak Lenin’in huzuruna götürür.
Lenin Aralov’u onore ederek kendisinden Türk idarecilerine ve Türk halkına karşı çok nazik davranmasını ve eski olumsuz izleri silmesini ister. Konuşmasını “Tanrı sizi kibirden korusun” diye bitirir. Bu sözleri söyledikten sonra gülümser. Tanrı’nın elbette bu işle bir ilgisinin olmadığını ekler. Sözlerine şöyle devam eder: “En önemlisi halka saygı göstermektir…” Bu sözler günümüzün yerli ve yabancı siyasileri için de geçerli olsa gerek…
Türk ordusunun zaferi
… Genç Türk ordusunun Yunan askeriyle ilk karşılaşması 10 Ocak 1921’de zaferle sonuçlanmıştı. Yunan ordusu 60 bin, Türk ordusu 15 bin kişiden oluşuyordu. Yine de Yunan saldırıları durdurulmuştu. Mustafa Kemal Paşa’nın otoritesi yükselmişti…
… Aralov, Mustafa Kemal Paşa ile ilk tanışma anını da anlatır. Hatta cephedeki karşılaşmalardan da söz eder. Mustafa Kemal’in Sovyet elçiliğine gelişini de anlatır.
“Mustafa Kemal, eşimden ve elçilik sekreterinden piyano eşliğinde Rus şarkıları söylemelerini rica etti. Büyük bir memnuniyetle onları dinledi, kendisi de şarkıya katıldı. ‘Kamarinskaya’ isimli şarkı çalınırken elçiliğin kadın memurları dansa kalktılar. Mustafa kemal el çırpıyor, ayaklarıyla tempo tutuyordu…”
Aralov kimdir?
Semyon İvanoviç Aralov (1880-1968), Moskovalı büyük bir tüccarın oğludur. I. Dünya Savaşı’nda Rus ordusunda istihbarat subayıydı. 1917 Şubat Devrimi2ne cephedeyken katıldı. Ekim Devrimi’nin kadrosunda yer aldı. 1918’de Ordu ve Bahriye Halk Komiserliği Harekât Şubesi başkanı oldu.
Bu istihbarat biriminin yöneticiliğini 1920 yılına kadar sürdürdü. O yıl Ukrayna ile imzalanan barış antlaşmasının da heyet başkanıdır. Polonya barış görüşmelerinde de aktif görev aldığında diplomatik yetenekleri fark edildi. Diplomatik temsilci olarak Litvanya’da görevlendirildi.
1938’de tutuklanarak üç yıl boyunca sorgudan geçirildi.
1941’de cepheye gönderildi. 1946’da 10 yıl kalacağı bir toplama kampına sürgüne gönderildi. Kamp dönüşü sakin bir hayat sürerken Türkiye anılarını kaleme aldı. Beyin kanaması geçirerek 1936 yılında Moskova’da hayatını kaybetti.
Semyon İvanoviç Aralov, “Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Anıları” Çev. Hasan Âli Ediz, İş Bankası Kültür
Yayınları, Basım: 7, İstanbul-Ocak 2020, s: 28
A.g.e. s. 29
A.g.e. s. 56
A.g.e. s: 73