İzmir’den uzaklaşıp Muğla’ya köye gelmiştik. 14 Şubat 2026 tarihinde öğle saatlerinde İzmir’den bir arkadaşın aramasıyla Mevlüt Kaplan’ın vefat haberini aldık. Ailecek tarihimizden bir sayfanın koptuğunu hisettik. Aydınlanma-Özdere buluşmaları, panellerdeki beraberliklerimiz, birlikte yenilen yemekler, YKKED etkinliklerindeki beraberliklerimiz, TÜYAP buluşmalarımız ve ortak anılar dile geldi, film şeridi gibi aktı…Bir ışık daha sönmüştü.
MEVLÜT KAPLAN VE YKKED
İvriz Köy Enstitüsü-Gazi Eğitim Enstitüsü çıkışlı emekli öğretmen, ilköğretim müfettişi yazar, şair Mevlüt Kaplan 1930 yılında Akşehir-Ökes köyünde yoksulluk ve yoksunluklar içinde dünyaya gelir. Mevlüt Kaplan, Cumhuriyetin açtığı aydınlık pencerelerden geçerek eğitim hakkını kazanan bir halk çocuğudur. Eğer Köy Enstitüleri olmasaydı Mevlüt Kaplan gibi pek çok köy çocuğu 1940’lı yıllarda eğitim hakkına kavuşamayacaktı. Mevlüt Kaplan’ı, 2001 yılında derneğin kuruluş süreci sonrası yakından tanıma olanağı buldum. Dernek çalışmalarında bizlere hep omuz verdi, hep yan yanaydık, sempozyumlarda bildiriler sundu, Armağan kitaplarda dostları için yazılar yazdı. Yayın organımız Yeniden İmece dergisinde her sayıya yazılar gönderdi. Bizleri hiç yalnız bırakmadı. Kültür Bakanlığı tarafından yayımlanan “Aydınlanma Devrimi ve Köy Enstitüleri” kitabını 2002 yılında “Mevlüt Kaplan’dan baba dostum, genç kuşağımızın kurucusu, kuşağımızın koruyucusu Prof. Dr. Kemal Kocabaş’a sevgi, saygı ve başarı dileklerimle” ifadeleriyle imzaladı. 4.5 yıl ilkokul öğretmenliği, 27 yıl da ilköğretim müfettişliği yapan Mevlüt Öğretmen’in çocuk edebiyatı üzerine yazdığı 600’ü aşkın kitapla ilgili olarak Talip Apaydın: “… Mevlüt Kaplan, çocuklar için yazmayı ön plana alan yazarlarımızdan biri. Eğitimciliğinden ileri gelen bu ilgi, çocukların dünyasını yakından tanıdığı için nitelikli öyküler veriyor. Çocuklarda merak uyandıracak, onların yaratıcı gücünü besleyecek telleri seslendiriyor. Özellikle kırsal kesimin çocuklarını, onların ilgi alanlarını iyi biliyor ve öykülerini yazıyor. Mevlüt Kaplan bu alanda başarılı bir verim içindedir.” ifadeleriyle değerlendirir.
EĞİTMEN ÖĞRETMEN VE MEVLÜT KAPLAN
Cumhuriyet Eğitim Devrimi, 1936 yılında Eğitmen Kursları projesiyle askerliğini başarıyla tamamlamış köy kökenli onbaşı ve çavuşları ilk üç sınıfı okutacak şekilde pedagoji, modern tarım ve hayvancılık eğitimi vererek “eğitmen öğretmen” olarak okulsuz, öğretmensiz köylere göndermeyi hedefledi ve gerçekleştirdi. Çifteler Eğitmen Kursu çıkışlı Ferhat Er, Ökes köyünde göreve başlar. Mevlüt Kaplan eğitmen öğretmenini: “O, okumayı, yazmayı askerlikte öğrenmiş. Terhisten sonra da Eskişehir Eğitmen Kursunda kurs görmüş, eğitmen olmuş. Öğretmen gibi köyün çocuklarını okutacakmış…” diye anlatır. Mevlüt Kaplan o yıl 50 arkadaşıyla eğitmenli köy okulunda öğrenci olur. Eğitmen, daha önce gittiği Kuran Kursu öğretmenine benzemiyordu. Okulda ilk olarak “günaydın” demeyi, söz isterken sınıfta parmak kaldırmayı, içeriye girerken kapıyı tıklatmayı, selam vermeyi ve sınıfa girerken ayakkabıyı çıkarmamayı öğrenir. Mevlüt Kaplan, eğitmenli 3 sınıflı ilkokul sonrası ilkokul 4. sınıfı beş kilometre ötedeki Reis köyünde okur. 5.sınıfa başladığı günlerde bir gezici başöğretmen önerisiyle 1945 yılında İvriz Köy Enstitüsüne gelir. Yaşadığı pek çok zorluğu aşarak müdür Recep Gürel’in katkısıyla İvriz’e kabul edilir. Yapılan bir küçük sınavı başararak ilkokul 5. Sınıfı okumadan İvriz Köy Enstitüsü birinci sınıf öğrencisi olur.
İVRİZ KÖY ENSTİTÜSÜ
İvriz Köy Enstitüsü’nün temeli 11 Kasım 1941 tarihinde geçici olarak Ereğli’nin Zanapa bucağında tamamlanmamış yatılı bölge okulunda açılır. Bu binanın eksikliklerini Düziçi Köy Enstitüsünden gelen imece ekibi tamamlar. Köy Enstitüleri imece okullarıydı ve her enstitü diğer enstitülerden gelen öğrenci gruplarının emeği ve usta öğreticilerinin yönlendirmesiyle yapılmıştır. Kurucu müdür bu durumu: “İvriz, kardeş enstitü Düziçi Köy Enstitüsü çocuklarının kucaklarında doğmuştur denebilir.” diyerek ifade eder. Daha sonraki süreçlerde “Akçadağ, Düziçi, Çifteler, Pazarören ve Kızılçullu” Köy Enstitüsü öğrencileri İvriz imecesine emeklerini katarlar. İvriz Köy Enstitüsü ilk etapta Konya ve Niğde’den öğrenciler almıştır. İvriz dergisinde dönemin müdürü Safa Güner “İvriz Çıkarken” başlıklı yazısında İvriz algısını: “Bir Köy Enstitüsünün adı olarak anılan İvriz, hayallerimizde daha zengin, canlı ve dinamik kıymetler uyandırıyor. Enstitü adı olarak İvriz sözü, kültür yuvası, insan mayası, ülkü anıtı gibi sözlerin his ve heyecanlarını birlikte taşımaktadır” ifadeleriyle tanımlar. 1941 yılında kurulan İvriz Köy Enstitüsü Toroslar’ın eteğinde bir aydınlanma, uygarlık merkezi olarak işlev görür ve o bölgedeki yoksul köy çocuklarının eğitim hakkı olur. 1954 yılında İvriz Köy Enstitüsü İvriz İlköğretmen Okuluna dönüştürülür. Kapatılmasına rağmen İvriz’de enstitü rüzgarları hep eser. 1976 yılında İvriz Öğretmen Lisesi adını alan okul, parasız yatılı doğasıyla Köy Enstitüleri kültürünün kırıntılarıyla bile olsa kendini var eder. 2014 yılında da 299 Anadolu Öğretmen lisesi toplum mühendisliği adına kapatılır. İvriz Anadolu Öğretmen Lisesi yerine İvriz Sosyal Bilimler Lisesi açılır. Yerleşkenin kurumsallaşmış öğretmen yetiştirme kültürü yok edilmeye çalışılır. Unutulmamalıdır ki öğrenci emekleriyle yapılan İvriz Köy Enstitüsü ve diğer tüm Köy Enstitü yerleşkeleri bir kültürel mirastır.
İVRİZ’DE YAŞAM
Kaplan, enstitüde önce merak ettiği enstitü kitaplığı ile tanışır. Çok sayıda kitabın olduğu kitaplığa hayran kalır ve öğrenciliği boyunca kitaplığa sık gelerek kısa sürede kitap okuma alışkanlığını kazanır. İlk şiirini İvriz’de yazan Kaplan, enstitü yaşamını : “Yaşantı aynen köydekine benziyordu. Bağla, bahçeyle ilgileniyorlardı. Traktörle, öküzle, atla tarla sürüyorlardı. Tahıl ekmeyle, sulamayla, gübrelemeyle, belle, kazmayla, kürekle sebze, meyve dikmeyle, kovanda arıyla, kümeste tavukla, ağılda keçiyle, koyunla, ahırda inekle, öküzle ilgileniyorlardı. Bunlar öğrencilerin alışık oldukları, sıradan işlerdi. Dershanelerde işlenen kitaplı ders konularına daha fazla zaman ayrılıyordu. Her sabah ve her akşam sınıfta ve okulun kitaplığında serbest okuma saatleri oluyordu” şeklinde anlatır. Her sabah okul meydanında iç içe daireler halinde kızlı-erkekli, müdür ve öğretmenlerin katılımıyla mandolin ve akordeonlar eşliğinde ulusal oyunlar oynadıklarını daha sonra tarım alanlarına, işliklere ve dersliklere marşlarla gittiklerini anlatan Mevlüt Kaplan okulda önceleri elektriğin olmadığını, aydınlanma aracı olarak lüks lambaların kullanıldığının altını çizer. İş ve teknik çalışmalarında kızların biçki, dikiş, örme, dokuma işliklerine gittiklerini, erkeklerin ise demirciliğe, yapıcılığa, marangozluk işliklerine gittiklerini ifade eder. Enstitülerdeki özgün kitap okuma ve tartışma saatlerinin bir çıktısı olarak mezuniyet sonrası süreçlerde edebiyatımızı halklaştıran Köy Enstitülü yazarları, şairleri ortaya çıkarmıştır. Mevlüt Kaplan da Köy Enstitülü yazarlar arasında onurla yer almıştır. Mevlüt Kaplan’ın kaleme aldığı “Tren Düdükleri” kitabı yoksul bir halk çocuğunun İvriz Köy Enstitüsüne giriş ve öğrencilik yıllarının öyküsüdür
GAZİ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ VE SONRASI
Mahmut Makal, Mevlüt Kaplan ve Fakir Baykurt aynı dönemde “Yoksullar Üniversitesi” olarak adlandırdıkları Gazi Eğitim Enstitüsü öğrencisi olurlar. Makal ve Kaplan Özel Eğitim Bölümü’nde, Baykurt ise Edebiyat Bölümü’nde öğrenim görürler. Mahmut Makal ve Mevlüt Kaplan Gazi Eğitim Enstitüsünden mezun olduktan yedi yıl sonra 4489 sayılı yasayla Milli Eğitim Bakanlığınca Londra’ya gönderilirler. Bilgi ve görgü arttırma amaçlı olan bu sürede İngiltere eğitim sistemini incelerler ve Türk eğitim sistemi ile karşılaştırırlar. Bakanlığa verdikleri raporda İngiltere’deki “öğretmen özgürlüğünün, özgür öğretmen ile demokratik eğitim” ilişkisinin altını önemle çizerler. Dönüşte İngiltere süreçlerini Mahmut Makal “Ötelerin Havası”, Mevlüt Kaplan ise “Adada Bir Yıl” adlı kitaplarıyla anlatırlar. Mahmut Makal, Kaplan’ın kitabının önsözünde kendisinden bir dönem küçük olan olan Mevlüt Kaplan’ı İvriz Köy Enstitüsündeki öğrenciliğinden tanıdığını ifade ederek: “Marangoz işliğinde ve marangozlukla ilgili iş yerlerinde, yani çatı çakarken, çatılara kiremit altı döşerken, binalara bodrum üstü taban tahtası çakarken sık sık birlikte oluyorduk. Bu arada rendelediğimiz tahtalara şiir yazdığımız da oluyordu. Yazdığımız şiirleri dergilere de göndermeye başladık. İstanbul ve Ankara’da çıkan dergilerden başka çeşitli illerin halkevlerinde yayımlanan dergilerine de yolluyorduk” ifadeleriyle Gazi’deki sınıf arkadaşı Kaplan’ı anlatır.
İMECECİ, ŞAİR MEVLÜT KAPLAN
Mevlüt Kaplan, Tonguç’un vefatı sonrası Sabahattin Eyüboğlu önderliğinde 1961 yılında çıkarılmaya başlayan ve 112 sayı yayımlanan İmece dergisinde de yazılar yazar. Mevlüt Kaplan’ın öykü yazarlığı dışında şairliği de vardır. Köy Enstitülü şair yazar Mehmet Başaran, Mevlüt Kaplan’ın 1997’de “Sevgi Barışla Büyür”adlı şiir kitabı için: “Gerçekten kurulmuş, kurulacak halkçı, ilerici eğitim kurumlarının en başında geliyordu Köy Enstitüleri. Yaşamla bütünleşen bu üretici yaratıcı ortamda yetişenler de en zor koşullarda bile kurum gibi çalışmalarını sürdürmüşlerdir. Mevlüt Kaplan da bunlardan biridir. Köy öğretmenliği, müfettişlik, yöneticilik, eğitim uzmanlığı… Ama enstitünün kendisine kazandırdığı değerler doğrultusunda… Evet Mevlüt Kaplan emekliliğinde bile bir kurum gibi çalışıyor. Çeşitli konularda yazı yazıyor, öğrencilerin yararlanabileceği kitaplar yayınlıyor, çocuk yazını alanında nitelikli ürünlerin ortaya çıkmasını sağlamak için yarışmalar düzenliyor… Özgür Eğitim Yayın Dağıtım’ı kurmuş… Şimdi de “Sevgi Barışla Büyür”, “Ozanca” adlı kitapta şiirlerini toplamış. Enstitüler, hep bir şiir rüzgarı estirmişler işliklerde, dersliklerde, tarım alanında coşkuyla çalışanların içinde. Kuşkusuz Mevlüt Kaplan’ın içinde hala o rüzgar…” değerlendirmesini yapar.
DEMOKRATİK ÖĞRETMEN HAREKETİ VE MEVLÜT KAPLAN
Köy Enstitülerindeki “demokratik eğitim ve adalet düşüncesi” enstitü çıkışlı öğretmenlerin demokratik öğretmen hareketinde aktif olarak yer almasını sağlamıştır. Mevlüt Kaplan, Köy Öğretmenler Derneği, Türkiye Milli Öğretmenler Federasyonu ve Türkiye Öğretmenler Sendikasında (TÖS) yer alarak enstitü eğitiminin kazanımlarını yaşamına taşımıştır. Mevlüt Kaplan günümüzde yaşayan üç TÖS kurucusundan biriydi. Yapıtlarıyla çok sayıda ödül alan Mevlüt Kaplan, 2019 yılında İzmir’de açtığı Ayten-Mevlüt Kaplan Kültürevi ve düzenledikleri Mevlüt Kaplan Edebiyat Ödülleriyle toplumsal sorumluğunu yerine getiren, ilerleyen yaşına rağmen yazıları, kitapları ve şiirleri ile günümüze ışık saçan bir Köy Enstitülüydü. YKKED-MYK Mart 2022’de aldığı bir kararla 24 Kasım 2022 Öğretmenler Günün’de Mevlüt Kaplan’a Mustafa Necati Öğretmenlk Onur Ödülü’nü Armağan kitapla taçlandırarak verilmesini kararlaştırdı. Kalabalık bir izleyici topluluğunun katıldığı etkinlikte dostları farklı yönleriyle Mevlüt Kaplan’ı anlattılar. Ödül, Mevlüt Kaplan’ın emeğine, çalışkanlığına, yurtseverliğine duyulan bir saygının ifadesiydi. Ödül töreni sonrası dostlarla beraber Buldanlılar Lokalinde şiirle, türkülerle YKKED Ailesinin Mevlüt Amca’sını selamlamıştık.
15 Şubat 2026 günü Ürkmez’de sonsuzluğa uğurlanan Mevlüt Kaplan’ın anısına, emeğine sevgi ve saygıyla…
