16443,38%-1,90
43,96% 0,17
51,93% 0,05
7404,10% 0,99
11910,55% 0,80
Bodrum Emek ve Demokrasi Güçleri ve Bodrum Veli Platformu bir araya gelerek Millî Eğitim Bakanlığı’nın Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında yayımladığı “Ramazan Ayı Etkinlikleri” genelgesine tepki gösteren bir basın açıklaması yaptı…
Yapılan açıklamada; okullarda dini içerikli etkinliklerin “dayatılması”, eğitim alanına yönelik açık bir ideolojik kuşatma girişimi olarak tanımlanırken bir yandan da MESEM vurgusu yapıldı:
“Siyasal iktidar, bir yandan okulları kendi ideolojik hedeflerinin uygulama alanına dönüştürmeye çalışırken, diğer yandan MESEM adı altında çocukları ve gençleri ucuz işgücü olarak patronların insafına terk etmektedir. Eğitim hakkı sistemli biçimde aşındırılmakta; çocuklar bilimsel eğitimden koparılarak hem ideolojik kuşatma altına alınmakta hem de sermayenin sömürü düzenine erken yaşta dahil edilmektedir. Bu politika, çocukların geleceğini koruyan değil, onları sermayenin ve siyasal iktidarın ihtiyaçlarına göre şekillendiren bir anlayışın ürünüdür.”
Millî Eğitim Bakanlığı’nın Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında yayımladığı “Ramazan Ayı Etkinlikleri” genelgesinin bir eğitim düzenlemesi değil, laik, bilimsel ve kamusal eğitimin tasfiye edilmesi girişimi olduğu savunulan açıklamanın devamında;
“Okullar, tek bir inancın, tek bir yaşam biçiminin dayatıldığı yerler değildir. Okullar; farklı inançlardan, farklı kimliklerden, farklı halklardan çocukların eşit ve özgür biçimde eğitim gördüğü kamusal kurumlardır. Devletin görevi, eğitimi bilimsel esaslara göre yürütmek ve tüm inançlar karşısında tarafsız kalmaktır. Bugün ise yapılmak istenen, eğitimi bilimden uzaklaştırmak ve ideolojik bir araç haline getirmektir.
Bu kabul edilemez!” denildi.
“Okullar ibadethane değildir!”
Bodrum Emek ve Demokrasi Güçleri, eğitim emekçilerinin “gönüllülük” adı altında sürecin parçası haline getirilmeye zorlandığını öne sürerek açıklamayı şu sözlerle noktaladı:
“Öğretmenlerin mesai saatleri dışındaki yaşamına müdahale edilmekte, eğitim emekçileri siyasal ve ideolojik bir programın uygulayıcısı haline getirilmek istenmektedir. Bu, eğitim emekçilerinin haklarına yönelik açık bir müdahaledir.
Buradan açıkça ifade ediyoruz:
Okullar ibadethane değildir!
Okullar ideolojik dayatmaların alanı değildir!
Okullar; laik, bilimsel, kamusal ve anadilde eğitimin güvence altına alındığı kurumlardır!
Çocuklarımızın geleceği, siyasal iktidarın ideolojik hedeflerine ve sermayenin sömürü düzenine teslim edilemez!
Bizler; laik, bilimsel, kamusal ve anadilde eğitim istiyoruz!
Eşit, özgür ve bilimsel bir gelecek istiyoruz!
Laik eğitimi savunacağız!
Bilimsel eğitimi savunacağız!
Kamusal eğitimi savunacağız!
Anadilde eğitim hakkını savunacağız!
Çocuk emeğinin sömürülmesine izin vermeyeceğiz!
Eğitimin gericileştirilmesine izin vermeyeceğiz!
Okulların teslim alınmasına izin vermeyeceğiz!
Boyun eğmeyeceğiz!
Susmayacağız!
Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz!
Yaşasın laik, bilimsel, kamusal ve anadilde eğitim mücadelemiz!”
“Okul, eğitim yeridir”
Bodrum Veli Platformu ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Okulların görevi; çocukları belirli yönlendirmelere tabi tutmak değil, onları yaşlarına uygun, bilimsel ve dengeli bir eğitimle yetiştirmektir.
Eğitim sistemi; farklı aile yapılarından, farklı hassasiyetlerden ve farklı yaşam biçimlerinden gelen tüm çocukları kapsar.
Bu nedenle okullar, herkes için eşit, güvenli ve kapsayıcı bir alan olmak zorundadır.
Son dönemde öğrencilerin okul kapsamında cami ziyaretlerine götürülmesi ve dini içerikli etkinliklere dahil edilmesi, eğitim sisteminin sınırları açısından ciddi bir tartışma yaratmıştır.
Açıkça ifade ediyoruz:
Okul, eğitim yeridir.
Çocuklar, okul saatleri içinde eğitim dışı uygulamaların parçası haline getirilemez.
Bu tür uygulamalar;
çocukların gelişim düzeyi gözetilmeden planlanması,
okul ortamı dışına çıkarılmaları
ve belirli bir çerçevede yönlendirilmeleri nedeniyle
pedagojik ve hukuki açıdan tartışmalıdır.
Özellikle küçük yaş gruplarında, çocukların anlamlandıramayacakları içeriklerle karşı karşıya bırakılması doğru değildir.
Burada mesele herhangi bir değer değildir.
Mesele, eğitim kurumlarının sınırlarının aşılması ve tüm öğrencilerin eşitliğinin korunmasıdır.
Eğitim süreçlerinde;
Hiçbir uygulama zorunlu hale getirilemez.
Veli bilgisi ve rızası olmadan işlem yapılamaz.
Hiçbir çocuk kendini dışlanmış hissetmemelidir.
Anayasa’nın 42. maddesi uyarınca eğitim faaliyetleri, bilimsel esaslara uygun şekilde yürütülmek zorundadır.
Veliler olarak beklentimiz nettir:
Eğitim kurumları; tüm öğrencileri kapsayan, dengeli ve sorumluluk sahibi bir yaklaşım benimsemelidir.
Çocuklar hiçbir tartışmanın konusu değildir.
Onların üstün yararı her şeyin üzerindedir.
Son günlerde bazı kavramların kasıtlı olarak yanlış anlamlara çekildiğini de görüyoruz.
Laiklik; bir yaşam biçimi dayatması değil, herkesin inancını özgürce yaşayabildiği bir güvencedir.
Hiçbir inancın kimseye zorla kabul ettirilmemesi demektir.
Biz laik eğitim dediğimizde;
hiçbir çocuğun ayrıştırılmadığı,
hiçbir inancın dayatılmadığı,
bilimin ve eşitliğin esas alındığı bir eğitimden bahsediyoruz.
Eşitlik istemek, özgürlük istemek, bilimsel eğitim istemek tartışma konusu yapılamaz.
Biz bu değerleri savunmaya devam edeceğiz.
Çünkü Türkiye Cumhuriyeti, tüm vatandaşlarının eşit olduğu bir hukuk devletidir.
Ve eğitim; herkes için eşit, özgür ve güvenli olmak zorundadır.
Okul, herkesin kendini eşit ve güvende hissettiği yerdir; yönlendirildiği değil.”