MHP MYK Üyesi ve Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, geçtiğimiz Cumartesi günü MHP Muğla İl Başkanlığı’nda gerçekleştirilen basın toplantısında konuştu. Erdoğan konuşmasında 15 Temmuz’un ardından Türkiye’nin girdiği süreci değerlendirerek 11 Ekim’de partisi tarafından yapılan Anayasa metninin yeniden inşası çağrısının nedenlerini sıraladı. Erdoğan’ın basın açıklamasından satır başları şöyle:
Sınırlardaki tehlike
“Ülkemiz 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan işgal girişiminin ardından farklı bir kulvara girmiştir. Türkiye Cumhuriyeti devleti daha önceden dolaylı şekilde muhatap olduğu düşmanlarla ve saldırılarıyla direkt muhatap olmaktadır. Artık tehditler direk yapılmakta, tahrikler asimetrik bir şekilde karşımıza çıkmakta, saldırılar ise şiddetini arttırarak devam etmektedir. Özellikle komşu ülke sınırlarının, kendisini hâkim güç olarak tanımlayanlar tarafından değiştirilme gayretinin artarak devam ettiğini hep birlikte görüyoruz. Tüm bunların yanında; hedefte olan ülkemiz ve namusumuz addettiğimiz sınırlarımız tarihinde hiç olmadığı kadar büyük bir tehditle karşı karşıya bırakılmıştır. Ülkemizin çevresinde ve dolaylı olarak etki alanında bulunan coğrafyalarda yaşanan askeri haraketlilikler, siyasi olaylar Türkiye Cumhuriyeti’nin ve milletimizin geleceğini tehdit eden ve yaklaşan fırtınanın ne kadar şiddetli olacağının en somut göstergelerindendir. Bu fiili durum 8 Şubat 2017 tarihinde, ABD’den sonra Rusya’nın da PKK ve YPG’yi terör örgütü olarak görmediğini ilan etmesiyle resmîleşmiş, bu düşmanca tavrı sergileyen tarafların saflarını sıklaştırdığı ortaya çıkmıştır. Türkiye Cumhuriyeti devleti; FETÖ, IŞİD, PKK-YPG, DHKP-C’den oluşan terör örgütlerine ve arkasındaki güçlere karşı hiçbir taviz vermeden sadece Türk milletinin ve devletinin bekasını düşünerek mücadeleden de geri durmamıştır. Mücadelemizin artan kararlılıkla süreceğinden hiçbir vatandaşımızın da şüphesi olmasın. Milliyetçi Hareket Partisi Türk milletinin birliğini diri tutma konusunda kararlıdır.
“Kimilerine göre anlamsız görülse de…”
“Milliyetçi Hareket Partisi liderimiz Devlet Bahçeli’nin net bir şekilde ifade ettiği gibi;“2007’de cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine yol açan anayasa değişikliği, 10 Ağustos 2014 cumhurbaşkanlığı seçimi ve 15 Temmuz FETÖ ihanetinin ardından fiili açmazın devamı hâlinde millet ve devlet bekasının iflas edeceğini” görmüştür ve ifade etmiştir. Bu sebeple; Milliyetçi Hareket Partisi geleceğimizi, birliğimizi ve dirliğimizi iflasın eşiğine getiren fiili tehdidin ortadan kalkması için, toplumsal mutabakatın yeniden sağlanması maksadıyla, anayasa ile ilgili fikirlerini 11 Ekim 2016 tarihinde beyan etmiş ve hükümet etme sisteminin netleşmesi amacıyla tüm siyasi partilere ve tabii olarak iktidar partisine çağrıda bulunmuştur. Bu durum kimilerine göre anlamsız görülse de biz Milliyetçi hareket Partisi olarak samimi bir şekilde zor olduğunu bile bile siyasi bir görevi üstlendik. 16 Nisan 2017 tarihinde aziz Türk milletinin sandıkta oylayacağı anayasa değişikliği maddelerinin yazım sürecinde ise şeffaf bir yöntem benimsenmiş, ana muhalefet partisi CHP’ye de bizzat liderimiz Devlet Bahçeli başta olmak üzere tüm yetkili organlarımız tarafından süreçte yer alması gerektiği hususunda çağrıda bulunulmuştur. Ancak bu çağrılar hepimizin malumu olduğu üzere cevapsız kalmıştır. Bilinmelidir ki; Milliyetçi Hareket Partisi her zaman olduğu gibi yine elini taşın altına sokmuş, “önce ülkem ve milletim” diyerek büyük bir sorumluluk almıştır. Milliyetçi Hareket Partisinin; sırtını PKK’ya dayayan HDP masada yok diye, ana muhalefet partisi CHP naz yaptı diye masadan çekilmesi beklenemezdi.”
“Bir ‘rejim değişikliği’ değil”
“16 Nisan 2017 tarihinde yapılacak olan referandumda milletimizin oylayacağı anayasa değişikliği, yakın geçmişinde içinde federal sistemi barındıran ABD tarzı başkanlık isteyenlerin iddia ettiği gibi bir “Başkanlık Sistemi” değildir. Söz konusu anayasa değişikliği, seçim çalışmaları esnasında özerklik vaadinde bulunanların, sırtını PKK’ya dayadığını üstüne basa basa ifade edenlerle geçtiğimiz aylarda, İstanbul’da Kartal Meydanı’nda miting yapanların vaat ettiği gibi bir değişiklik değildir. Söz konusu anayasa değişikliği bir “rejim değişikliği” değil, sadece “hükümet sistemiyle” ilgili değişiklikler getirmektedir.
“Dün Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan veya AKP hakkında ne dediysek arkasındayız”
“Milliyetçi Hareket Partisinin, bizim ve liderimiz Devlet Bahçeli’nin değiştiği söyleniyor. Hayretle izliyoruz! Bunları söyleyen ve topluma bu söylemleri dayatan çevrelerin asılsız ve edebe davete muhtaç söz ve davranışlarla referandum sürecini nasıl bir mecraya sokmaya çalıştığının da farkındayız. Ancak tüm bu çevrelere karşı söyleyeceğimiz iki çift lafımız da yok değil: Hatırlatmak isteriz ki bizim derdimiz kimsenin siyasi ikbaline kapı açmak değildir. Liderimiz Devlet Bahçeli’nin dediği gibi dün Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan veya AKP hakkında ne dediysek arkasındayız. Ne bir cümlemiz değişti ne de uyguladıkları yanlış politikalara karşı eleştirilerimiz. Ancak tüm bunların yanında biraz evvel de bahsettiğimiz gibi değişen bir Türkiye gerçeği var. MHP şimdiye kadar olduğu gibi tercihini bugün de Türkiye’den yana, Türk Milletinin birliğinden yana kullanmış ve önceliklerini buna göre belirlemiş bir siyasi partidir.
“Haklı çıktık”
“Milliyetçi Hareket Partisinin ve lideri devlet Bahçeli’nin uyarılarında ne kadar haklı olduğu defalarca ispatlanmıştır. Çözüm süreci konusunda kararlı ve sert bir şekilde uyarılarda bulunduk haklı çıktık. 2010 yılında yapılan referandumda “hayır” denmesi gerektiğini ifade ettik bugün haklılığımız bir kez daha ortaya çıktı. 2007 yılında cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine kadar giden süreçte defalarca ana muhalefet partisini uyardık. Dayatmalardan, suni krizlerden medet umanları silkeledik. Sözümüz dinlenmedi. Yine haklı çıktık.”
“Cumhurbaşkanıma verilen yetkiler” konusu
“Cumhurbaşkanına şimdiye kadar olmayan yetkilerinin verildiği söyleniyor. Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerinin belirlendiği 104. maddede ve diğer ilgili maddelerde olmayan hangi yetkiler cumhurbaşkanına verilmektedir? Mevcut anayasanın hangi maddesinde cumhurbaşkanının sorumluluğuna dair hatırı sayılır bir madde vardır? Evet: birilerinin görmek istemediği şey şudur: Biz bu anayasa değişikliği ile birlikte ilk defa cumhurbaşkanının hiçbir suç ayrımı yapılmaksızın yargılanabilmesinin önünü açıyoruz. Yani Ahmet Bey, Hüseyin Bey, Ayşe Hanım, Fatma Hanımın sorumluluğu nasılsa cumhurbaşkanı da bir sorumluluk alanına çekiliyor. Sorumluluk getiriyoruz. Efendim deniyor ki Anayasa Mahkemesinin üyelerinin çoğunluğunu cumhurbaşkanı atayacak. Şu anda Anayasa Mahkemeleri üyesinin zaten tamamını kim atamaktadır. Değişen nedir? Değişen cumhurbaşkanının tüm bu yetkilere eş değerde sorumluluk altına girmesidir.”
Hayır” diyene de “evet” diyene de aynı saygı
Milliyetçi Hareket Partisi olarak, tüm parti teşkilatlarımızla birlikte, “hayır” diyene de “evet” diyene de aynı saygıyı göstererek, hiçbir kutuplaşmaya ve ötekileşmeye sebep olmadan neden “EVET” dediğimizi gerekçelerimizle birlikte her yerde anlatacağız. 17 Nisan 2016 tarihini de düşünerek, yine biz olduğumuzu hatırlatarak, birlik ve beraberlik ruhunun bu milletin harcı olduğunu unutmadan, ötekileştirmeden, iftira atmadan, hakaret etmeden hareket edecek ve liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin dediği gibi “Milliyetçi Hareket Partisi milletimizin iradesi ne olursa olsun saygılıdır. 16 Nisan’da evet diyen kardeşlerimiz kadar hayır tercihinde bulunacak kardeşlerimiz de bizim için değerlidir.” düsturuyla hareket edeceğiz.”
Haber Merkezi