16696,88%1,56
43,50% 0,06
51,51% 0,16
7104,26% 2,84
11786,68% 0,00
15 Temmuz darbe girişiminde Marmaris’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a suikast girişiminde bulunan 44’ü tutuklu 47 sanıklı davada tanıklar dinleniyor
15 Temmuz darbe girişiminde Marmaris’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik suikast girişimi davasının ikinci duruşması bugün başladı. Muğla Ticaret ve Sanayi Odası salonunda başlayan ve Muğla 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada tanıklar dinlenecek.
44’ü tutuklu 47 sanığın yargılandığı davada 11 Mart’ta verilen ara kararda, tutuklu 44 sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar verilmişti. İkinci duruşma öncesi davanın görüleceği Muğla Ticaret ve Sanayi Odası çevresinde geniş güvenlik önlemi alınırken, emniyet ekipleri davanın görüleceği bina ve yakın çevredeki binaların çatı katlarında önlem aldı. Duruşma öncesi jandarma bomba arama köpekleri de duruşma salonunda ve bina çevresinde arama yaptı.
FETÖ’nün suikast timi tutuklu bulundukları Muğla E Tipi Kapalı Cezaevi'nden geniş güvenlik önlemi altında duruşma salonuna getirildi. Cezaevi araçları ile duruşma salonunun bodrum katına kadar indirilen sanıklar, buradan duruşma salonuna alındı.
Mahkeme başkanından sanık Yiğit’e uyarı
Muğla 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam eden cumhurbaşkanına suikast girişimi davasının 2. duruşmasının ilk günü, tanıklar dinlenmeye başlandı. Tanıkların ifadelerinin zapta geçirilmesi sırasında sanıklardan İsmail Yiğit’in izinsiz sürekli söz alması üzerine mahkeme başkanı, Yiğit'i duruşmalardan tamamen men edilebileceği konusunda uyardı.
Mahkeme başkanı tanıkların ifadesi öncesi şehit polis memuru Nedip Cengiz Eker’in ailesine şikâyetçi olup olmadıklarını sordu. Baba Nihat Eker, “Şükrü Seymen doğruları söyledi. ‘Ben darbe yaptım’ dedi. Bu benim için yeterli. Önde olan üç kişi benim oğlumu vurdu. Araçta 27 kurşun izi var. Ancak hepsi bir el ateş edip kaçtıklarını söylüyorlar. Yalan söylüyorlar. Vuranın kim olduğunu öğrenmek istiyorum. Bu sanıkların tamamından şikâyetçiyim” dedi.
Şehit polisin annesi Güzel Eker de, “Onurluysanız erkek gibi söyleyeceksiniz. Benim oğlumun günahı neydi” diyerek gözyaşı döktü.
Tanık Marmaris Özel Ahu Hastanesi Acil Hekimi İsmet Enginsu, “Ben Ahu Hastanesi'nde acil pratisyen hekim olarak görev yapıyorum. 15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan gece hastanede nöbetçi değildim. Şehit Nedip Cengiz Eker’in hastaneye getirildiğinde yoktum. Sabah 08.30 gibi göreve başladık. Şehit polisin adli muayenesine katıldım. Yaptığım incelemede, Nedip Cengiz Eker’in sol göğüs üstünde yarası vardı. Kenarları düzgün taze yara idi. 4-5 santim genişliğindeydi. Sırtında hiçbir şey yoktu. Bu nedenle kesici veya delici bir alet ile yapıldığı düşüncesindeyim. Bu nedenle silahlı yaralamadan daha çok delici veya kesici bir alet ile olduğunu öngördüm. Adli Tıp’a gideceği için yaranın içine bakmadım. Röntgen çekmedim” dedi.
Duruşma savcısının İsmet Enginsu’ya, adli muayene öncesi Nedip Cengiz Eker’in ön raporunu okuyup okuyamadığı sorusuna Enginsu, "Dosyaya baktım ama hatırlamıyorum" yanıtını verdi. Savcının yaranın etrafında vurulma halkası görüp görmediği şeklindeki soruya ise "Hayır görmedim" diye cevap verdi.
İsmail Yiğit’e uyarı
Mahkemede tanıkların ifadelerinin zapta geçirilmesi sırasında sanıklardan İsmail Yiğit’in izinsiz sürekli söz alması üzerine mahkeme başkanı, Yiğit’e beyanlara müdahale ettiği gerekçesiyle disiplin soruşturması açılması, duruşmalardan tamamen men edileceği konusunda uyardı.
Mahkemede SEGBİS sistemi ile ifade veren Kurmay Yarbay Bahattin Akgün’ün ifadesi alınırken duruşmaya öğle arası verildi.
“Yarın ya kahraman olacağız ya da vatan haini”
15 Temmuz darbe girişimi gecesi Marmaris’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a suikast girişiminde bulunan timin İzmir Çiğli’de gecikmesini sağlayan ve helikopterlerden birini çalışamaz hale getiren Pilot Kurmay Yarbay Bahattin Akgün, tanık olarak SEGBİS sistemi ile ifade verdi.
15 Temmuz gecesi, Çiğli’de Cumhurbaşkanına suikast hazırlığında olan timin o gece konuşmalarına şahit olan Akgün, “Albay Murat Dağlı bize gece saat 10.00 gibi hazır olmamızı istedi. Görev sorduk, cevap alamadık. Saat 21.45’te telefonla aradılar. Ben yine Murat Dağlı komutana görevin ne olduğunu sordum söylemedi. Bize takip cihazını kapatmamızı söyledi. Kendi birliğimizden Çiğli’ye gittik. Orada bir ara Alay Komutanı Murat Dağlı ‘tarihe tanıklık ediyorsunuz, hatta içindesiniz’ dedi. Bu sözü duyunca çok şaşırdım. Cemil Bayık’ın alınacağını düşündüm. Helikopterlere ikmal yapılıyordu. Bu esnada Zeki Göçmen, Murat Dağlı, Ali Akgün ve Davut Uçum sürekli kendi aralarında konuşuyorlardı. Bir ara paket alınacağı sözünü işittim. Paketin ne olduğunu sordum fakat cevap alamadım. İstanbul’da askerler tarafından köprünün kapatıldığını duydum. İnternetten baktım fakat bir şey bulamadım. Telefonlar gelmeye başladı. Ben de bu gelişmeler üzerine olayın başka bir mecrada geliştiğini anladım. Bu esnada Zeki Göçmen ‘yarın hepimiz ya kahraman olacağız ya da vatan haini olacağız’ dedi. Bir şeyler olacağını sezdim. Yanındaki arkadaşıma bu görevi yapmamamız gerektiğini ve gerekirse helikopteri bozacağımı söyledim. Helikopteri çalışmaz hale getirdim. Bunu komutanlarıma söyledim. Onlar da bir kez daha denememi, eğer olmaz ise geri dönmemi söylediler. Apronda uzun süre beklediler ve daha sonra havalanarak Marmaris’e doğru gittiklerini öğrendim. Ben de Alay’a geri döndüm. Alay'da Cumhurbaşkanı'nın Marmaris’te olduğunu öğrenince MİT’teki yakın bir tanıdığımı arayarak Marmaris’e giden ekipler hakkında bilgi verdim” dedi. (İHA)