16696,88%1,56
43,50% 0,06
51,51% 0,16
7104,26% 2,84
11786,68% 0,00
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 13 Mart’ta ATV-A Haber kanallarının ortak yayınında Türkiye Barolar Birliği ile ilgili açıklamalarına Muğla Barosundan da açıklama geldi.
Muğla Barosu Başkanı Avukat Cumhur Uzun yazılı bir açıklama yaparak; “Türkiye Barolar Birliği ve Barolar, Avukatlık Kanunu uyarınca, “Hukukun Üstünlüğünü” savunmak ve korumakla görevli kuruluşlardır” dedi. Uzun açıklamasında şu cümlelere yer verdi:
“Anayasa temel hukuk normlarını içeren bir hukuksal metindir ve Türkiye Barolar Birliği ve Barolar, Avukatlık Kanunu uyarınca, “Hukukun Üstünlüğünü” savunmak ve korumakla görevli kuruluşlardır.
“Ülkemizin anayasal düzeninde değişikliklerin halk oylamasına sunulduğu bu günlerde, kanuni bu görevini anayasa değişikliklerini halka hukuksal yönleriyle doğru olarak açıklamak suretiyle yerine getirmekte olan Barolar Birliği ve Barolara, Barolar Birliği Başkanımız şahsında, teröristlerle iş birliği içinde olduğu iddiası ve artık devlet kapılarının kendisine kapatıldığının Sayın Cumhurbaşkanı tarafından bir televizyon kanalında ifade edilmiş olması üzüntü vericidir.
“Devlet hepimizindir ve Sayın Cumhurbaşkanının ulusumuzun tamamını temsil edeceği, tarafsız olacağına dair yemini vardır. Türkiye Barolar Birliği ve Barolar terörist değil, halkın güvenini kazanmış ve hukuken doğruları söylemeyi kendisine hedef edinmiş hukuk kurumlarıdır ve öyle olmaya da devam edecektir.”
Türkiye Barolar Birliği: “Açıklamaları dehşetle izledik”
Erdoğan’ın 13 Mart’taki açıklamaları ile ilgili Türkiye Barolar Birliği Başkanı Avukat Prof. Dr. Metin Feyzioğlu imzasıyla yayınlanan ve “Sayın Cumhurbaşkanı'nın 13 Mart 2017 tarihinde basına yaptığı Türkiye Barolar Birliği ile ilgili gerçeklerle örtüşmeyen açıklamaları dehşetle izledik. Sayın Cumhurbaşkanı'nın yine aldatıldığını gördüğümüz için üzgünüz.” sözleriyle başlayan yazılı açıklamada ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hitaben; “Siz, Bakanlar Kurulu ve Anayasaya rağmen fiilen başkanlığını yaptığınız iktidar partisi, en milli kaygılarla ve yürekten dile getirdiğimiz uyarılarımızı tartışmaya bile gerek görmediniz. Bu sebeple, Türkiye Barolar Birliği ve pek çok baromuz halkoylaması öncesinde en üst makamı, yani vatandaşlarımızı bilgilendirmek için kanuni görevlerini yerine getirmektedir.” denildi.
Hollanda'nın, Almanya'nın ve bazı Avrupa ülkelerinin Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bakanlarına yönelik kısıtlamalarının kınandığı açıklamada Türkiye Barolar Birliği ve baroların Avukatlık Kanunu uyarınca görevinin Anayasa değişikliği paketini ve içerdiği tehlikeleri Cumhurbaşkanına, Bakanlar Kuruluna, milletvekillerine ve Türk Milletine anlatmak olduğu vurgulandı.
Tamamına Barolar Birliği’nin internet sitesinden ulaşılabilen açıklamada ayrıca şu sözlere yer verildi: “Sayın Cumhurbaşkanı, bizi, Avrupa'da dolaşarak Anayasayı anlatmakla suçladınız. Yurtdışında bu amaçla ve birkaç saatliğine tek bulunduğumuz tarih, 18 Şubat 2017'dir. Anladığımız kadarıyla bu defa da tarih konusunda aldatılmışsınız. Aynı tarihte Başbakanınızın da Almanya'da "evet" mitingi yaptığı eminiz malumlarınızdır. Sayın Başbakana yönelik bir öfkenizi görmedik. Bizden sonra 1 Mart'ta Hollanda'da "evet" propagandası yapan İktidar Partisi Milletvekili Sayın Mustafa Köse'ye de bir söz söylediğinizi duymadık. Demek ki tarafsızlık yemini etmiş ve Türk Milletinin tamamını temsil etmesi gereken Siz, halkoylamasında Milletimizin önüne konacak iki seçenekten "evet"i savunanları vatandaş, diğerlerini terörist olarak görmektesiniz. 16 Nisan tarihi yaklaştıkça maalesef bu suçlamaların dozu artmış, akıl ve mantıkla izah edilebilirliği giderek kalmamıştır.
"Maalesef yine aldatılmışsınız"
“Türkiye'yi terörist unsurlarla dolaşarak bir çalışma yaptığımızı da söylemişsiniz. Maalesef yine aldatılmışsınız. Türkiye'nin yetişmiş en vasıflı Anayasa hukukçularından biri olan ve bildiklerini Türk Milletiyle paylaştığı için üniversitesindeki görevine Sizi kızdırma korkusuyla son verilen Prof. Dr. Süheyl Batum mu terörist unsur? Yoksa hayatını Türk tarihi araştırmalarına adamış, Anadolu'da devletlerin nasıl yıkılıp kurulduğunu ve Selçuklu ile Osmanlı tarihini en iyi bilen, maalesef bildiklerini Türk Milleti'yle paylaştığı için partisinden ihraç edilen Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu mu? Birlikte yol yürümekten onur duyduğumuz, Anayasa değişikliğinin tehlikelerini kendi şehirlerinde anlatmak için gece gündüz çalışan baro başkanlarımız ve on binlerce avukat meslektaşımız mı? Evet - hayır seçenekleri arasında "hayır" seçeneğini tercih edecek milyonlarca vatandaşımız terörü desteklemekle suçlanabilir mi? Anayasanın Türkiye'ye maliyetini anlatmak üzere yola düşmüş Kardak kahramanları, kumpas mağduru kahraman asker ve polislerimiz terör destekçisi olmakla suçlanabilir mi?”
Ne olmuştu?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, A Haber-ATV ortak yayınında “A Haber ve ATV ortak yayınında şunları söylemişti: “Evet için benim bakanıma konuşma imkânı vermeyenler... Türkiye Barolar Birliği Başkanı oralara gitti. Oralarda kampanya yapıyor. Barolar Birliği Başkanı şu anda Türkiye'den başladı, Avrupa'yı dolaşıyor. Ve bu hukukçu. Barolar Birliği Başkanı'nın oralarda böyle bir çalışmayı yapması ne demek biliyor musunuz. Türkiye'de benim konumum bundan sonra belli. Sen şimdi hukuk içerisinde bundan sonra acaba Türkiye'de yönetim içinde bulunanlarla nasıl bir araya geleceksin. Sen bir defa benim kapımı çalamazsın. Kapattım kapıyı. Niye, çünkü sen Barolar Birliği'nin Başkanısın. Yani hukuk nedir bunu bildiğini iddia eden bir kurumun başkanısın. Böyle bir şey yapamazsın. Siyasetçi değilsin. Böyle bir şeyi yaptığı anda karşına yarın bunun faturası çıkar. Nitekim bir çok baro bu noktada isyanda. Artık o bizi temsil etmiyor noktasındalar. Ve gittiği yerlerde de, bazı yerlerde terör örgütleriyle iltisaklı olanlarla da birlikte oluyor. Tabi burada HDP'li, CHP'li bütün vekillerle beraber buraları dolaşıyorlar. Dolayısıyla hayır diyenlerin oturduğu nokta bu.”
Haber Merkezi