16696,88%1,56
43,50% 0,06
51,51% 0,16
7104,26% 2,84
11786,68% 0,00
Cumhurbaşkanına suikast duruşmasında 10’uncu güne gelinirken, 44’ü tutuklu 47 sanığın ifadelerinin alınmasına devam ediliyor. Muğla Ticaret ve Sanayi Odası salonunda Muğla 2’nci Ağır Ceza mahkemesi tarafından görülen davanın bugünkü duruşması öncesi vatandaşlar sanıkları protesto etti. Vatandaşlar ellerinde ‘İdam isteriz’, ‘Vatan bölünmez ezan susmaz’, ‘Game over FETÖ’ yazılı dövizler taşıdı.
Pilot Albay Murat Dağlı: “Koordinatları bize Sönmezateş dağıttı”
Cumhurbaşkanına suikast davasında ifadesi alınan sanık Pilot Albay Murat Dağlı, Marmaris’te Cumhurbaşkanının kaldığı otelin koordinatlarını sanıklardan Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş’in görev öncesi dağıttığını açıkladı.
15 Temmuz darbe girişiminde Marmaris’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik suikast girişimi timinde görevli İzmir 3. Kara Havacılık Alay Komutanı ve helikopterin birinci pilotu Murat Dağlı ifade verdi. Dağlı, ifadesinde Cumhurbaşkanına suikast girişimi için gönderildiklerini Bodrum Imsık’ta televizyondan öğrendiğini açıkladı.
“Görevimin ilk gününde VIP uçuş olduğu söylendi”
Sanık Dağlı ifadesinde, “Perşembe günü Kara Kuvvetleri ve Ege Ordu Komutanlığı VIP uçuş gerçekleştirecekti. Bunun için de uçuş programı hazırlandı. Cuma günü görevimin ilk günü olduğu için ben de bu VIP görev katıldım. Akşam saatlerinde Alay’a geldim. Odama geçtim. Ünsal Paşa ile telefonda görüştüm. Görüşmenin sonuna doğru bana akşam saatlerinde bir görev verilebileceğini, görevin içeriği ile ilgili bilgi verilmedi. Benim hazır olmam söylendi. Saat 18.00 sıralarında hareket merkezindeki nöbetçi geldi. Planlı bütün uçuşların iptal olduğunu söyledi. Saat 20.00 sıralarında tekrar Ünsal Paşa’yı aradım. Uçuş yasak emrinin geldiğini ve çıkacağımı söyledim. Kendisi yasağın kalktığını, görevin devam edeceğini ve ayrılmamam gerektiğini söyledi. Saat 21.30 gibi Özcan Karacan beni aradı. Helikopterlerin hazır olduğunu, Çiğli’ye uçacağımızı, helikopterin konum bilgilerini veren DT500’ün de takip cihazlarının kapalı tutulmasını istedi. Bunun nedenini sordum. ‘Emirler böyle’ dedi. 21.55 gibi helikopter başında toplandık” dedi.
“Ege Ordu Komutanı arayarak bir oluşum içinde olup olmadığımı sordu”
Helikopter başında pilotlara ortak frekansı verdiğini aktaran Sanık Murat Dağlı, “DT500’e takip cihazlarının kapatılmasını söyledim. Bir süre sonra Çiğli’ye indik. İndiğimizde bizi kimse karşılamadı. Uçuş kulesine gittik. İki görevli vardı. Biz helikopterlerin Çiğli’ye geleceğini herkese ilettik. Ancak kuledeki görevlilerin böyle bir görev emrinin olmadığın söylediler. Ramazan Elmas’ı askeri hattan aradım ve geldiğimizi bildirdim. Bu esnada cep telefonundan Ali Aktürk aradı ve Çiğli’ye gelmek üzere olduklarını, yakıt ikmali ihtiyaçları olduğunu ve yardım edip edemeyeceğimi sordu. Kuledeki arkadaşlara gerekenin yapılmasını söyledim ve ayrıldım. Bir süre sonra Skorsky helikopter indi. İçinden kamuflajlı askerler indi. Kim olduklarını bilmiyorum. Saat 11.30 gibi Kuvvet Komutanı ile bir kişinin daha Kara Havacılık Üssüne geldiğini öğrendim. İcra edilecek programın onların bilgisi dahilinde yapılacağını düşündüm. Bu esnada Ege Ordu Komutanı beni telefon ile aradı ve nerede olduğumu sordu. Kendisine Çiğli’de olduğumu söyledim. Neden oraya gittiğimi, herhangi bir oluşumun içinde olup olmadığımı sordu. Ben bu soruyu anlayamadım. Bana ‘Amirin ile görüş emri teyit ettir. Gözlerinden öpüyorum’ dedi. Ege Ordu Komutanımız o saatte keşke söyleyemediği bilgileri söyleseydi ben bugün burada olmazdım. Ben de Ünsal Paşa’yı aradım. Ege Ordu Komutanımızın söylediklerini ilettim. Ünsal Paşa, ‘Siz Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet komutanlığının emri ile görev yapıyorsunuz. Görevinizi devam edin. Ege Ordu Komutanına bilgi vermenize gerek yok’ dedi. Saat 23.30 gibi Ramazan Elmas piste geldi. Ona görevin ne olduğunu sordum. O da bana görevin ne olduğunu bilmediğini ve beklememiz gerektiğini söyledi. Biz bekleme esnasında Bahattin Akgül yanıma geldi. Helikopterin motorunda sorun çıktığını söyledi. Müsaade ederseniz manuel çalıştırırım dedi. 4 helikopter olduğu için buna gerek kalmadığın ve motoru susturmasını söyleyerek motoru susturdu. Aramızda başka bir konuşma olmadı. Yanıma geldiğinde bizim ile herhangi bir şey paylaşmadı. Ama benim Yardımcım ile görüşüyormuş. MİT’teki arkadaşı ile görüşüyormuş. O gece nöbetçi amirim bile beni aramadı. Telefonum açıktı. Ben hiçbir personele telefonu kapatma emri vermedim. Sıkıyönetim ve darbe olduğunu tutuklandığımda öğrendim.
“Koordinatları Gökhan Şahin Sönmezateş verdi”
Gece saat 01.30 sıralarında piste doğru bir grup asker geldiğini belirten Dağlı, “İçlerinden birisi bizi yanına çağırdı. Bu kişinin Gökhan Şahin Sönmezateş olduğunu öğrendim. Koordinatları vererek bu noktaya götürmesi emrini verdi. Ben nereye gideceğimiz ve görevi tekrar sordum. Sönmezateş sert bir şekilde Marmaris’e gideceğimizi, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet komutanlarının direktifleri ile bu görevi yapacağımızı söyledi. Detay vermedi. Kalkış anında görev iptali bilgisi geldi. Bir süre sonra Akıncı Üssüne gidileceği talimatı verildi. Kalkış yaparken yine görev iptali oldu ve Marmaris’e gidileceğini açıklandı” dedi.
“Cumhurbaşkanının İstanbul’da olduğu mesajı geldi”
Saat 02.45-03.00 arasında açık olan telefonuna mesaj geldiğini söyleyen sanık Dağlı, “Mesajda Cumhurbaşkanının İstanbul’a indiği yönünde mesaj geldi. Biz üç helikopter Cumhurbaşkanına suikast yapmaya gidiyormuşuz. Bu bilgiye sahip olan diğer arkadaşlar bunu neden benimle paylaşmadı. Marmaris’e ulaştığımızda birinci helikopter iniş yapamadı. Ben müsait bir alan buldum ve iniş yaptım. Havalandıktan sonra 170 metre yükseklikte o bölgede beklemeye başladık” dedi. Mahkeme Başkanının ‘Ateş ettiniz mi’ sorusuna sanık Dağlı, “Bu esnada bizim helikopterden bir el ateş edildi. Ne olduğunu sorduğumda yardımcı pilot helikopterde bulunan bir kişinin silahının yanlışlıkla bir el ateş aldığını söyledi. Ben de dikkatli olmaları yönünde uyardım. Helikopterden kesinlikle başka ateş edilmedi” diye cevap verdi.
“F16’lar bizi vuracakmış”
Bir süre sonra havada iken yakıt ikmali yapmak için Borum Imsık’a indiklerini belirten Dağlı, “Imsık’ta bizi Fethi Yarbay karşıladı. ‘Komutanım kötü şeyler olmuş. Siz ne yapıyorsunuz’ dedi. Daha sonra karargaha gittik. Burada bize helikopterlerin havalanması halinde F16 uçakları tarafından düşürüleceğimiz söylendi. 05.30’da Ünsal Coşkun paşayı aradım ve ‘F16’lar bizi vuracakmış’ dedim. Daha sonra telefonu kapattım. Bir süre sonra Ünsal Paşa beni geri arayarak ‘F16’ların sizi vurması söz konusu değil. Kalkabilirsiniz’ dedi. Ben ilk defa neler olduğunu Fethi Yarbay’ın odasında televizyonda gördüm. Imsık’tan Gökhan Şahin Sönmezateş ile birlikte İzmir Çiğli’ye gittik. Burada inzibatlar tarafından teslim alındık” dedi.
“Yurtta Sulh Konseyi üyesi değiliz”
Çatı iddianamede Yurtta Sulh Konseyi üyesi oldukları yer alan Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş ve Tuğgeneral Ünsal Coşkun 38 kişilik Yurtta Sulh konseyi üyesi olmadıklarını ileri sürdüler.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan darbe girişimi Çatı İddianamesinde 38 kişilik ‘Yurtta Sulh Konseyi’ üyeleri arasında yer alan ve Muğla’da Cumhurbaşkanı’na suikast girişiminden yargılanan sanıklardan Tuğgeneral Ünsal Coşkun ve Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş, çatı iddianamedeki Yurtta Sulh Konseyi oldukları iddiasını kabul etmediler.
Sanıklardan Muğla Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede suikast timinin lideri olarak yer verilen Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş, “Bu konsey dört veya beş kişiden oluşmuştur. Bu 38 kişi hiçbir zaman bir araya gelmedi. Ben Yurtta Sulh Konseyi’nin üyesi de değilim ” dedi.
Kara Havacılık Okul Komutan vekili Tuğgeneral Ünsal Coşkun ise ek ifadesinde, “Yurtta Sulh Konseyi ifadesini darbe günü öğrendim. 38 kişiden aynı birlikte olduğum dört kişi dışında hiç birisi ile görüşmedim. Bu konseyin üyesi de değilim” dedi.
‘Maç 90 dakika’ notu soruldu
Mahkeme Başkanı Emirşah Baştoğ, duruşmada sanıklardan Yüzbaşı Mehmet Öztürk’e, elindeki not kâğıdını göstererek, "Sen Sincan cezaevinde iken aynı suçtan tutuklu olan başka bir askeri personele ’15 Temmuz bir son değil. Başlangıç olduğunu düşünüyorum. Maç 90 dakika. Daha bir şey bitmedi...’ şeklinde not göndermişsin. Bu konuda ne diyeceksin?” diye sordu.
Sanık Yüzbaşı Mehmet Öztürk, mahkeme başkanının sorusu üzerine bir süre düşündükten sonra “Avukatım burada değil. Daha sonra beyanda bulunacağım’ diyerek soruyu cevapsız bıraktı.
Mehmet Öztürk'ün soruşturma kapsamında tutuklu olduğu Sincan cezaevinde, aynı suçlardan tutuklu olan başka bir askerî personele "Komutanlarım, tekrar günaydın. Bir önceki mesajımız kısa düştü. Sizin attığınız gayet iyiydi. Biz malum 15 Temmuz'da Marmaris'e giden gruptaydık. Başımızda Şükrü Binbaşı 23 kişiydik (ÖK+MAK) Kısacası Allah bizi o kadar kalabalık bir polis grubunun içinden sağ salim çıkardı. Ayrıca 15 gün (15 Tem-01 Ağustos) süren arazide aç ve susuz bırakmadı. Hiç olmadık yerlerde su kuyuları çıktı karşımıza (şimdi gitsek bulamayacağımız düşünüyoruz) Sonuçta buradayız. 19 Ağustos'tan bu yana. Toplam 18 gün nezaret-sorgu filan. 15 Temmuz'un bir son değil bir başlangıç olduğuna inanıyoruz. Sürecin bu şekilde devam etmeyeceği ortada. Maç 90 dakika, henüz bitmedi:) Şaka bir yana sizin sesinizi duyduk çok sevindik. Bir önceki odamıza (c-13) göre burası çok iyi. Kıymetini bilmeye ve hakkını vermeye çalışacağız. Mesajlaşmaya devam" şeklinde bir mesaj gönderdiği tespit edilmişti. (İHA)