Tarih: 09.12.2016 16:15

Facebook Twitter Linked-in

Güler Yücel, eşi Türk Edebiyatının unutulmaz ismi merhum Can Yücel ve çocuklarıyla Marmaris’te yaşadıkları 3 yıla ait anılarını paylaştı. Güler Yücel, Can Yücel tarafından Marmaris’te yazılan “Akdeniz yaraşıyor sana” adlı şiirin Ataol Berhamoğlu tarafından ‘en güzel aşk şiiri’ olarak gösterildiğini söyledi 

Türk edebiyatının unutulmaz isimlerinden merhum şair Can Yücel’in bir dönem Marmaris’te turizm müdürlüğü yaptığını, çok kişi, Marmaris Ticaret Odası’nca yayımlanan yazar Fatma Gebeş Çimen’in kitabından öğrenmişti. Şamata Plus’un son sayısında ünlü şairin eşi Güler Yücel’le gerçekleştirdiği söyleşi, Can Yücel’in Marmaris’teki yıllarına ait bazı ayrıntıları gün yüzüne çıkarttı. Derginin Genel Yayın Yönetmeni Seycan Akman’ın sorularını yanıtlayan Güler Yücel, o günleri şu sözlerle aktardı:

“Kusura bakmayın yılları aklımda değil ama 50 yıl kadar önceydi, İngiltere’de yaşıyorduk. Can Bey BBC’de çalışıyordu, ben Montessori (İtalyan bir doktor ve eğitimci olan Maria Montessori tarafından geliştirilen ve serbestlik, sınırlar içinde özgürlük ile bir çocuğun doğal psikolojik, fiziksel ve sosyal gelişimine verdiği önem ile tanımlanan bir eğitim yaklaşımı) eğitimi alıyordum. Moskova’dan Nazım Hikmet’in vefat ettiği haberinin geldiği gece Can, programı yapmadı, BBC affetmez böyle şeyleri, istifa etti.

İngiltere’den Türkiye’ye dönmeye karar verdi, 3 çocuğumuz vardı Hasan, Güzel, Su ve hepsi küçüktü. İstanbul’a, Ankara’ya, İzmir’e gidemezdik bizim için kalabalıktı, Bodrum da öyle. Marmaris’i seçtik. Marmaris bize göre daha güzeldi. Can, önden geldi, ev baktı. Şimdiki Dede Restoran’ın olduğu yerde ev tuttu. Şükrü Kaptan, Vacide Hanım, Tugay ailesi komşumuzdu. Vacide Hanım inanılmaz bir kadındı. Hani doğuştan kibarlık diye bir şey vardır ya, ilk defa Vacide Hanım’da gördüm, çok ama çok asil bir kadındı. Şimdilerde çok moda olan Montessori, o zamanlar bilinmediği için Muğla’da öğretmen Okulu’na gittim. Oradan mezun oldum. Beni Armutalan’a tayin ettiler zaman Armutalan’da 2 sınıf vardı, 4 ve 5. sınıflara ben bakıyordum. İstanbul’da okumuşum, İngiltere’de eğitim almışım ama köyü, toprağı tanımak isteyen biri olarak Armutalan’da görev yapmaktan çok mutluluk duyuyordum. Okula bisikletle gidiyordum.

Hemen her gün bisikletimin lastiği patlıyordu. Yakaladım, meğer bir öğrencim patlatıyormuş. Nedenini sordum, ‘ne yapayım hocam hiç ders sevmiyorum’ dedi. Sonra bu çocuk, sanayide lastikçi oldu. Seneler sonra geldi, beni buldu, elimi öptü. Can da Marmaris’in ilk Turizm Müdürü olarak tayin edilmişti. Palmiye ağaçlarının ilçeye getirilmesi için çok mücadele etti, getirtti de. Yol yoktu, Turunç’a, İçmeler’e teknelerle giderdik. Türkiye’de, ilk mavi yolculuğa çıkan Hürriyet’le seyahat etme fırsatı bulduk. Bedri Rahmi Eyüboğlu, Can Yücel, Azra Erthat ve Hürriyet’le Marmaris’ten Antalya’ya kadar seyahat ettik. Teknenin kaptanı sanırım adı. Hasan ve Güzel burada okula başladı. Ufuk Karacan, oğlum Hasan’ın samimi arkadaşıydı. O yaşta Ufuk Karacan’a mandalina bahçesine ortak olmayı teklif etmişti. Açık hava sineması vardı. Orada film seyretmek ailemizin en büyük zevklerindendi.

En güzel aşk şiiri Marmaris’te yazıldı

Can burada çok şiir yazdı. Bunlardan bir de ‘Akdeniz yaraşıyor sana’ adlı şiiriydi. Hatta geçenlerde Ataol Berhamoğlu ‘Akdeniz yaraşıyor sana’ için ‘şimdiye kadar yazılmış en güzel aşk şiiri’ dedi. Üç sene kaldık burada, çok güzel yıllardı. Ama artık çocuklar büyümüştü. İstanbul’a dönmeye karar verdik. Yıllar sonra Marmaris’te o kadar çirkin yapılaşma oldu ki, Datça’ya giderken Can kafasını çevirirdi, bu çirkinliği görmemek için. Oysa biz buradayken, Armutalan ilkokulu’ndan denize kadar mandalina bahçeleri vardı. Velhasıl, 1989’da Datça’ya yerleştik.” (İHA)

  İşte ‘En güzel aşk şiiri’ diye nitelenen Can Yücel’in Marmaris’te kaleme aldığı o şiir:

  Akdeniz yaraşıyor sana

  Akdeniz yaraşıyor sana

  Yıldızlar terler ya sen de terliyorsun

  Aynı ıslak pırıltı burun kanatlarında

  Hiç dinmiyor motorların gürültüsü

  Köpekler havlıyor uzaktan

  Demin çocuk ağladı

  Fatmanım cumbadan çarşaf silkiyor yine

  Ali dumdum anasına sövüyor saatlerdir

  Denizi tokmaklıyor balıkçılar

  Bu sesler işte sessizliğini büyüten toprak

  O sesinin sardunyalar gibi konuşkan sessizliği

  Hayatta yattık dün gece

  Üstümüzde meltem

  Kekik kokuyor ellerim hala

  Senle yatmadım sanki

  Dağları dolaştım

  Ben senden öğrendim deniz yazmayı

  Elimden düşmüyor mavi kalem

  Bir tirandil çıkar gibi sefere

  Okula gidiyor öğretmenim

  Ben de ardından açılıyorum

  Bir poyraz çizip deftere

  Bir ada var sırf ebabil

  Dönüyor dönüyor başımda

  Senle yaşadığım günler

  Gümüş bir çevre oldu ömrüm

  Değince güneşine

  Neden sonra buldum o kaçakçı mağarasını

  Gözlerim kamaşınca senden

  Ölüm belki sularından kaçırdığım

  O loş suda yıkanmaktır

  Durdukça yosundan yeşil

  Kulaç attıkça mavi

  Ben düzde sanırdım yıkıntım

  Örenim alkolik asarım

  Mutun doruğundaymışım meğer

  Senle çıkınca anladım

  Eski Yunan atları var hani

  Yeleleri bükümlü

  Gün inerken de öyle

  Ağaçtan izdüşümleriyle

  Yürüyor Balan tepeleri

  Yürüyor bölük bölük can

  Toplu bir güzelliğe doğru

  Kadınım Yaraşıyorsun sen Akdeniz’e

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —