Tarih: 29.07.2023 09:06
Ezel Akay Ara Boyutlar ile bugün Herodot Kültür Merkezi’nde
Bir topluluk var. İçlerinden biri bir hikaye anlatıyor. Toplananların özel bir amacı var mı, bir ordu mu bunlar sadece bir kalabalık mı, yoksa bir kabile mi bilmiyoruz. Ama onları bir kardeşler topluluğu gibi görüyoruz çünkü ayni hikayenin etrafında toplaşmışlar.
Anlatıcı onlardan biri mi yoksa bir yabancı mı anlayamıyoruz. En azından onların anlayacağı dilden konuşuyor, belki sadece hikayeyi anlatabilecek yetenekte, ya da bu anlatı onun hakkı, ya da onun vazifesi!
Hikaye anlatılmadan önce bunlar böyle bir arada değillerdi, anlatı onları bir araya getirdi. Aslında hikaye de diyor ki, herkes dağınıktı hikayeden önce, kimi omuz omuza, kimi birbirlerine karşı çalışıyordu, ama birbirlerinin farkına varmadan geçiyordu zaman. Ama bir gün, içlerinden biri bir köşeden çıktı, sanki uzun bir yolculuktan, belki bir sürgünden dönmüş gibi, bir anda ilham gelmiş gibi ortaya yürüyüverdi. Kendine şöyle uygun bir yer seçti, bir moloz yığınının üstüne çıktı, yıldırım çarpmış bir çınarın dibine dikildi. Ama hem kenarda, hem de herkesin görebileceği bir yerde hikayeyi anlatmaya başladı. Konuşarak, alıntılar yaparak, bazen işaretlerle, bazen taklitlerle anlatıyor. Kendi kendisinin kahramanı oluyor hikayesinde, sonra, seyircilerini kahraman ediyor, seyircilerini bu hikayeyi dinlemeyi hak edenler, bu hikayeyi öğrenmek zorunda olanlar haline getiriyor. Oyuncu/anlatıcının anlatısında, ilk defa olarak o topluluğun dili hikayeyi anlatabilmek için kullanılıyor, dil bu hikaye başkalarına da anlatılabilsin diye yeniden şekilleniyor.
Anlatı için yeniden kurgulanan bu dil artık onların gündelik ilişkilerindeki dil değil, neredeyse tekrar buluşan bu topluluğun kutsanmış dili, birlikteliklerini teyit eden bir sözleşmenin dili.
Hikayeci ve anlatısı olmadan doğmamış, paylaşılmamış “yeni” bir dil!
Orjinal Habere Git
— HABER SONU —