Tarih: 05.03.2017 10:52
Üstündağ: “Dokunulmazlığa karşı çıktık ama partimizin kararına uymak zorunda kaldık”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Muğla Milletvekilleri Akın Üstündağ ve Ömer Süha Aldan, Türkiye Küçük Millet Meclisi’nde hukukçular ve ihraç edilen öğretmenlerle bir araya gelerek ‘referandum’u konuştu. “Referandum” başlıklı toplantıda, Anayasa’nın değişikliği ve Anayasa değişirse, nelerin getireceğiyle konuşuldu. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Milletvekili Nihat Öztürk’ün davet edildiği ve programa katılmadığı ifade edildi.
“Keyfilik, yasal bir düzene kavuşuyor”
Cumartesi Bodrum’da Türkiye Küçük Millet Meclisi’nde bir araya gelen CHP Milletvekili ve DGM (Devlet Güvenlik Mahkemesi) eski savcısı Ömer Süha Aldan “Güvenoyunun Türkiye’nin bir anlamda keyfi değişikliğinin yasallaştırılacağı bir süreci yaşıyoruz.” diyerek konuşmasında şunları söyledi:
“Keyfilik, yasal bir düzene kavuşuyor. Yasama ile ilgili de iki konuya değineceğim. Birincisi, güvenoyumuz. İktidar iş başına geldiği zaman, zaten mecliste çoğunluğu var. Ne gerek var güvenoyuna? Güvenoyu biçimseldir. İş başına gelen bir Hükumet, güven oylaması yapar ve görevine bakar. Güvenoyu almadan önce de faaliyetine başlamıştır.
‘Yeterli oyu alamayan hükumet düşer’
Güvenoyuna yine gerek olmayan ikinci bir diğer noktaya gelelim. 5 yılda bir aziz milletimizin önüne çıkacağız, milletimiz ne derse o olacak. 5 yıl boyunca mevcut iktidar iyi bir şeyler yaptıysa, yine seçilir. 5 yılda bir parlamentoya bir hesap verme gibi bir yaklaşım var. Asıl, dikkat edilmesi gereken düzenleme budur. Güvenoyu demek hükumetin, yapının meclis açısından, durumun gözden geçirmesi demek. Güvenoyu budur. Yeterli oyu alamayan hükumet düşer. İkincisi ise, Gensorudur. Birey hakkında verilen karardır. Bakan, gereken oyu alamazsa, bakanlığını kaybeder. Bu ikisi de düzenleme geçerse, ‘evet’ çıkarsa, tarihin çöplüğüne gider.
“Keyfi yetkiyle ömür boyu kalabilir”
“Keyfi atamalara ve tek yönetimin getirdiği yasalara değinen Aldan: “Bir bakan, cumhurbaşkanı, hatta bence başkan aslında istemedikçe görevden alınamaz. Bir bakan, bu yeni yasayla göreve atandığı zaman, keyfi yetkiyle ömür boyu kalabilir. Güvenoyu ise, bir iktidar yolsuzluk ve politikada iğrenç şeyler yaptı ve bunlar 3 yıl içerisinde ortaya çıktıysa, 2 yıl daha beklemek zorundasınız. Yani yeniden halkın önüne gidebilmek için. Güvenoyunun bu durumda en önemli yetkisi, krizi önleme organı olmasıdır. Ülkelerde her zaman belli krizleri aşma noktaları vardır. En önemli şeylerden biri, güvenoyunun ikinci yılında ‘hayır sen bunu yapmıyorsun’ diyebilecektir. Meclisin 5’te 3 çoğunluğu, yani 360 milletvekili seçime giderse, bu karar değişebilir. Bu durumda seçim olanağı da olmaz.
“413’ten 400’e indirdik”
“Cumhurbaşkanının her durumdan yargılanmasının önünü açtık. Bunun yargılanması için Milletvekili sayısının 413’ten 400’e indirdik. Propaganda var bu işte. Koca bir yalandır bu. Gerçek şu ki, mevcut Cumhurbaşkanı bundan öncekiler, herhangi bir suç işledikleri taktirde, rüşvet, ihaleye fesat karıştıran Cumhurbaşkanın görevleri sona erer ermez, dokunulmazlığı kalkar ve herhangi bir savcı işlem yapar. Şu an ki duruma göre. Vatana ihanet soruşturmasındaki asıl mesele, Cumhurbaşkanı görevdeyken yargılanmasın. Sembolik makamdır. Cumhurbaşkanı, basit bir trafik kazası yapsa, dokunulmazlığı kalkar ve yargılanır. Şimdi ise, buna düzenleme ile bir ibare koydular, Cumhurbaşkanı özel yaşamı için, başka suçlar için 400 milletvekilinin oyu gerekecek. Sadece bunun tartışılması için bile, salt çoğunluğunun oyu lazım. Milletvekilinin sayısı 600’e çıktı, soruşturma açalım desek, bunun için bile çoğunluk lazım. O 400 oy, hiçbir zaman bulunamaz. Diyelim ki bulundu, Cumhurbaşkanı 10 isteğe bağlı olmadan bakan yapar. Bu düzenlemeyle bakan olduğunuz an, milletvekiliniz düşer. Asla 400 oy bulunmaz.”

“Evet’ çıkarsa, bu bakanlar asla yargılanamayacak”
17/25 Aralık davalarında yargılanmasından aklanan 4 bakana değinen CHP vekili Aldan; “4 bakanın yargılanması için 276 oy yetiyor şu anda. Meclisin yarıdan bir fazlasının oyu yetiyor buna. Hokus pokus içinde öyle bir şey yaptılar ki, bu bakanlar için de 400 milletvekili gerekiyor artık. Eğer ‘evet’ çıkarsa, bu bakanlar asla yargılanamayacak.
“Mısır, Suriye, Irak, Türkmenistan, Kırgızistan, Tacikistan, Azerbaycan gibi seçimi kaybeden Cumhurbaşkanı veya Devlet Başkanı var mı? Her girdiğinde yüzde 90 üzerinde oyla seçilirler. Bu Anayasa değişikliği geçerse, ülke 2019’da sadece bir defa seçim olur. Bir defa seçilen kişinin, seçimde olamayacağına göre, sadece halk hareketi gibi olur. Mısır, Irak, Libya, Tunus gibi. Başka yolu yoktur. Asıl vurucu taraf budur. 1909’dan bu yana iyi bir parlamenter sisteme sahibiz. Bunu kaybetmemeliyiz.”
“TV’ler AKP borazanlığı yapıyor”
Türkiye’de medyanın yapısını eleştiren Ömer Süha Aldan, milletvekillerinin çalışmasına ısrarla mecliste yapılmasını sağlandığına değinerek; “ Türkiye bir televizyon istilası ile yüz yüze. 20-30 kanal ve iki kişi arenada. Milletvekilleri 16’sına kadar çalışacak. Meclisi de burumdan kapatmıyorlar, çünkü milletvekilleri orada olsunlar, dışarıda çalışmasınlar. İki kişi zaten televizyonlarda yeterince işgal edip bağırıp çağırıyorlar. Televizyonlar, AKP borazanlığı yapıyor.” dedi.
‘Muğla pilot bölgeydi’
Akademisyenlerin ihraçları ve ihraç edilenlerin sesini duyurmaya çalışması sebebiyle bir kamuoyu oluşturulduğunun altını çizen Süha, Muğla’nın pilot bölge seçildiğini ve bir deneme yapıldığını şu sözlerle ifade etti: “Akademisyenlerin ihracı büyük bir tepki aldı, ses getirdi. Öğretmenlerden çok sayıda ihraçlar oldu. En son bir pilot bölge tahin ettiler Muğla’yı. Ve bir deneme yaptılar. Muğla’da bazı Eğitim-Sen’li arkadaşları, il dışına sürme kararı almışlar. Fakat buna uyandık, arkadaşlar uyardılar. Biz de vali beyle görüşerek, böyle bir şeye izin veremeyiz, dedik. Onun üzerine vali bey milli eğitim müdürlüğünü aradı ve geri çektiler. Aslında bundan sonra muhalife yapacakları budur. Diyarbakır’da mı bir ses çıkardı, gönderecek Trabzon’a. Bu şekilde Türkiye’yi alt üst etme niyetindeler. Ve çünkü örgütlü eğitimciler de ses getirenler oldu. Bunu susturmak istiyorlar. Duyarlıyız, takip ediyoruz,” dedi.
“Plaket değil, Erbakan’ın kitabıydı”
Katılımcılar arasından sorulan “CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Madımak Katliamı’nın mimarı olduğu iddia edilen Temel Karamollaoğlu’ndan nasıl olur da plaket alır” sorusuna cevap veren Üstündağ; “O aldığı bir plaket değil. O eski Başbakan Necmettin Erbakan’ın bir kitabı. Temel Karamollaoğlu’nu savunmak için söylemiyorum.” diyerek cep telefonundan hediye edilen kitabı gösterdi.
“Dokunulmazlıklara karşıydık”
İki milletvekili de dokunulmazlığa karşı çıktıklarını ifade ederek, “Biz dokunulmazlığa karşı çıktık. Ama genel olarak partimizin kararına uymak zorunda kaldık. Hak budur. Ayrıca CHP’nin Anayasa Mahkemesine (AYM) neden gitmediğini soran vatandaşa cevap veren Üstündağ: “Ben Anayasa mahkemesine başvurulmasını istiyordum. Çoğunluk kabul etmedi. OHAL’de(Olağanüstü Hal) kış lastiği ile ilgili düzenleme var. Nasıl yapılacağı ile ilgili. Bu sistem, aslında OHAL’in devam edilmesini sağlamak için. O rejimle yönetilmesini sağlamak adına.” dedi.
Orjinal Habere Git
— HABER SONU —